Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Tarihe ışık Tutan Kültürel Yer Altı Zenginliklerimiz

Tıp-Hukuk Kurultayı

Faruk Erem'in Gazete Arşivinden

Faaliyetlerimiz

Şiir "MERTLİK"

Temizlik

Sanat Kültür ve Tarih'in ortak çalışma alanı: ARKEOLOJİ

Anadolu Kültürlerinden Sırlı Toprak İşleri: ÇİNİ VE SERAMİK

Sıcak Günlerin Serin Tatlısı
DONDURMA


Kabartmalar

Ceza Yargıcının Görevi

Avukat ve Hakim

Ön Kapak İçi

Bir Şiir
Fotoğraflar


Arka Kapak İçi

Arka Kapak

Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın



Ceza Hukuku kaideleri ile birlikte ceza yargıcının görevi de gelişmiştir. Bugün ceza yargıcı, kanunun ihlal edilmiş olmasını gözlemekle yetinerek kanunu uygulayan bir makine değildir. Yargıç halen ceza adaletinin uygulanması için, duygulu ve düşünceli bir vasıta sayılmaktadır. Bu sebeple yargıca "Canlı kanun" demek hatalı olmaz.

a) Yaratıcı içtihat: Hukuk felsefecileri kadar pratik hukukçular da, kanun karşısında yargıcın yetkilerinin hududu meselesini incelemek zorundadır ve "Yaratıcı içtihat" fikri gelişmektedir. Bugün dahi bu yaratıcılığa ihtiyaç vardır.Örneğin bir fiilin tedbirsizlik veya dikkatsizlik teşkil edip etmediğini yargıç tayin eder. Çünkü ne gibi hallerin tedbirsizlik veya dikkatsizlik teşkil ettiği kanunda yazılı değildir.

Yargıç doğmatik ve soyut nitelikte olan güçlükleri ortadan kaldırdıktan sonra Ceza hukuku kaidesinin uygulamadaki zorluğu ile karşılaşır. Görevin yerine getirilmesinde saklı bulunan sayısız meseleler karşısında ceza yargıcı - eğer kriminoloji biliminin yardımı olmasa kendi ehliyetsizliğini ve iktidarsızlığını durmadan itiraf eder.

Adalet psikolojisi Ceza Yargıcına, kanunun ruhuna inmek ve onu amacına yöneltmek imkanını vermiştir.

Suçlu psikolojisi suçlunun şahsiyetini açıklamazsa, yargıç şuurlu bir iş görmüş, hadiseyi tam anlamıyla yeniden inşa etmiş olamaz. Fakat Kriminoloji bütün meseleleri çözümlemiş değildir. Hatta Kriminolojinin henüz ortaya atamadığı meseleler de mevcuttur.

Suç ile mücadele, suçun bütün sebeplerini hedef tutmazsa başarılı olamaz. Sadece ceza ve emniyet tedbirleri bu işi başaramamaktadır. Farzedelimki bir hırsızlık sefalet yüzünden işlenmiş olsun, ne ceza ne de emniyet tedbiri bu suç sebebini ortadan kaldıramaz. Tiroit gelişmesinin neden olduğu müessir fiilden dolayı suçluya verilecek ceza veya uygulanacak emniyet tedbiri fazla ifrazatı yok edemez. Bir suçun seebebi aile çevresi ise, cezadan veya tedbirden sonra suçlunun aynı çevreye dönmesi halinde yeniden işlenecek suçları önlemek mümkün değildir. Suçun analiz ve sentezini yapabilen bir yargıç cezaların yetersizliğini görmüş ve bu yetersizliği düzeltemeyeceğini de anlamış olur. Kanun koyucunun, ilamın bir kenarın, kanuna göre verdiği ceza veya uyguladığı tedbirden ayrı olarak, suçluya uygulanması mümkün tedbirlerin neler olabileceğini göstermek (hiç olmazsa isteğe bağlı olarak) hususuna yargıcı davet etmesi iyi bir sistem olabilir.

b) Suç sebepleri: Bir davayı dinleyen kimseler (samiin) ile yargıç arasında ne fark vardır? Dinleyici duruşmanın baskı ve atmosferi altında masum olduğu halde suçu kabul eden bir nevropatı suçlu sayabilir, veya kendine hakim olan, soğukkanlılığını koruyan masum bir sanığı kolaylıkla sinsi diye niteleyebilir. Fakat yargıç bu çeşit hatalara düşmez, işte aynı davayı dinleyen yargıç ile dinleyici arasındaki fark. Yargıcı dinleyiciden ayıran hukuk kültürü ve özellike Adalet Psikoloijisi bilgisidir. Adalet büyük "Krimonoloji Kliniği"nden faydalanmalıdır. Bütün hukuk kültürü, kriiminolojik araştırmalar bu kliniği oluşturur. Sanık bir rakam veya basit bir isim değildir. Yaşayan bir gerçektir. Bu sebeple iyi tarafları ve kusurlu hareketlerinin saikleri incelenmelidir. Bu yapılırken sadece suçlunun nasıl bir kimse olduğu değil, aynı zamanda ilerde nasıl bir kimse olacağı da (mesela tecil hükümlerinin uygulanması bakımından) gözönüne alınacaktır.

c) İhtisas zarureti: Usul hukuku müesseselerinde esaslı bir ıslahata ihtiyaç vardır. Bu sahada özellikle Ceza Yargıcının uzmanlaştırılması başta gelir. Bu sebeple Medeni Hukuk veya Roma Hukukunda geniş bilgi sahibi olmasına rağmen bir kimsenin ceza yargıcı olması imkansızdır. Suç istatistiği, Suçlu Antropolojisi, infaz bilimini iyi bilen bir yargıç için pandekt* ayrıntı niteliğindedir.

Yargıç, ancak pek güç ve uzmanlığa ihtiyaç duyulan işlerde bilirkişiye başvurmalı, diğer işlerde kendi ceza kültürü yeterli olmalıdır. Tıpta hastalığın bütün seyrini aynı doktorun takip etmesinde fayda görülmektedir. Fakat böyle bir anlayış Ceza Hukukunda bugün tam manasıyla gerçekleşemez. Bununla beraber ne de olsa hazırlık ile duruşma arasında daha yakın bir devamlılık temin etmek mümkündür.

Ceza Kanunlarında bazı psikolojik kavramlara kanuni bir şekil verilmiş bulunmaktadır. Psikolojik kavramların tespitindeki güçlüğü gözönüne alan kanun, bu suretle yargıca yardım etmek istemiştir. Halbuki psikolojik olayların kanuni şekillere bağlanması doğru değildir. Çünkü kanunun yapıldığı zamanki bilgilere göre doğru olan bu şekillerin özellikle gerçekten uzak kaldıkları anlaşılmış olur. Bu sebeple ceza kanunları yapılırken insan psikolojisi ile ilgili kavramların manalandırılmasını "kapsamlı yorum"a bırakmak doğru olur. Adalet Psikolojisini bilen yargıçların bu sahadaki ilerlemiş yorumlarından korkmamalıdır.


* Eski hukukçu görüşlerini ve kanun şerhlerini içeren kitap.


Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43