Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Müzeler ve Tiyatrolar
Gerekçesiz Mahkeme Kararları
Faruk Erem'in Gazete Arşivinden
Ötesi, Tahliye (Şiir)
Faaliyetlerimiz
Müzeler
Sinemanın Çocuk Suçluluğuna Tesiri
Tiyatrolar
Surlar ve Kaleler
Salata
Kahvaltı
Sana (Şiir)

Haberler
Gezelim-Görelim
Bize Yazın
Faruk Erem'in Broşürlerinden:
GEREKÇESİZ MAHKEME KARARLARI


Anayasamıza göre "bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olmak zorundadır (md.135). Kural, uygulamada gerektiği kadar başarıya ulaştı mı?

Konu daha geniş açıdan ele alınabilir. İtalyan anayasasında (md. 111) ve Türk Anayasasında yer alan kural hemen hemen aynıdır. İtalyan Anayasasına göre mahkemelerin bütün kararları (tedbirleri) gerekçeli olmalıdır. Türk Anayasasında (md. 135) "bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması 'ndan söz edilmektedir. Gerek İtalyan, gerek Türk Anayasası bir "tepki Anayasası"dır. Bu nitelikteki kuralların Anayasaya girmesi için bir neden bulunmak gerekir. Bu neden' in uygulamada değer kazandığını ileri süremeyiz. "Gerekçesiz mahkeme kararları" alışkanlığı sürüp gitmektedir. "Dosya münderecatına toplanan delillere, takdire..." deyişinin, 1961 Anayasasından sonra da devamı Anayasaya uygun bir tutum sayılamaz.

Anayasa "gerekçe görevi"ni açıklamış, bu görevin düzenlemesini Usul Yasasına bırakmıştır. Böyle düşünürsek şu soru ile karşılaşacağız: Anayasadan evvel yürürlükte olan Usul Kanunundaki düzenleme Anayasaya uygun mudur? Eksiği yok mudur? Gerekçenin kapsamca genişligi, sınırı nedir? Bu soruları "gerekçe"yi, Anayasal kural haline getiren "maksad"a göre yanıtlayabiliriz.

Konuyu berraklaştırabilmek için ayrım benimsenmelidir:

Her ne kadar birbirleri ile bağlantılı iseler de "karar vermek yetkisi" ile "gerekçe göstermek görevi" bağımsız iki kavram olarak düşünülmelidir. Karar verme görevinin (=Devletin ceza verme hakkının gerçekleştirilmesi) nedeni ile "gerekçe göstermek görevi"nin nedeni aynı değildir. (Amadio E Motivazione della sentenza penale Enciclopedia del diritto, XXVII, s. 190).

Yargı yetkisinin "Türk Milleti adına" bağımsız mahkemelerce kullanılacağı yolundaki Anayasa kuralı ile (md. 7) bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması kuralı (md. 135) arasında bağlantı görenler ikinci kuralın birincisinin uygulaması olduğu düşüncesindedirler. Çünkü "gerekçe", yetkinin yerinde kullanılıp kullanılmadığını denetlemeyi sağlar. "Takdir", keyfilikten, gerekçesiyle ayrılır.

Hükmün nedenini (ratio decidendi) öğrenmek hakkı yalnız taraflara değil, kamuya da tanınmıştır. Gerekçe zorunluluğuna ilişkin Anayasa hükmünün bir anlamı da budur.

Yargıtayımız, bazı bozma kararlarında "yasal olmayan gerekçe" deyimini kullanarak kararları bozmaktadır. Bu deyişin kökenini Anayasadaki gerekçe zorunluğu kuralında bulabiliriz. Bu kural, böylece yargıcın yasalara bağlılığını denetlemeyi sağlamaktadır. Hükmü yasallaştıran (meşrulaştıran) "gerekçe"dir.

Gerekçeye tanınmış olan Anayasal önem gerekçenin gerçek ve tam olmasını da zorunlu kılar.

Gerekçe zorunluluğu "işin esasına ilişkin ve gerekçe anlaşılamıyorsa veya yeterli değilse hüküm gerekçesiz sayılmalıdır (CMUK. 308/7).

Gerekçe zorunluğu "işin esasına ilişkin ve erteleme isteğinin reddinde olduğu gibi, özellikleri gerekçe gösterilmesine yer bırakmayan kararların dışında kalan, öbür kararlar içindir" (CCK. 10.5.1965,186/184). "istek olsun, olmasın cezanın ertelenmesi ya da paraya çevrilmesi konusunda verilen, olumlu veya olumsuz kararın yasal gerekçesinin karar yerinde gösterilmesi ve tartışılması gerekir" (CCK. 7.3.1977,76/102). Yargıtayın birbirine zıt bu kararından kuşkusuz ikincisi daha isabetlidir. Anayasamız 135. maddesinde gerekçeli-gerekçesiz karar ayrımına yer vermemiştir.

Duruşmaların sonunda açıklanan kısa karar (gerekçesiz karar) ile sonradan yazılan "gerekçeli karar"ın farklı olamayacağı, olursa kısa kararın esas tutulacağı yolundaki içtihat ile "hükmün aleni tefhim olunacağı" (CMUK. 373), hükmün tefhiminin "hüküm fıkrasının okunması ve esbabı mucibenin bildirilmesi suretiyle olacağı" (CMUK. 261), eğer "hükmün esbabı mucibesi tamamiyle zabıtnameye dercedilmemişse üç gün içinde dava dosyasına raptolunacağı" (CMUK. 268) kuralları ile anayasamızdaki gerekçeye ilişkin kuralın benimsenmesindeki amaç nasıl bağdaştırılacaktır? Uygulamada eksik de olsa hiç bir gerekçe gösterilmeksizin ilerde yazılacak karara atıfla yetinmek her halde yukarıda sayılan Usul Yasası kurallarına ve Anayasa hükmüne uygun sayılamaz. Gerekçesiz "kısa karar" aleniyeti de sağlamış olamayacaktır. Sonradan yazılan karar açık duruşmada okunmamaktadır.

Gerekçe zorunluğuna ilişkin Anayasa hükmünden başka sonuçlar da çıkabilmektedir. Aksini ispat edemeyenin suçlu sayılması anlamındaki yasa hükümleri (CMUK. ek md. 2) Anayasadaki kurala aykırıdır. Çünkü yasada gösterilmiş olsa bile "varsayım" gerekçe değildir.

Anayasa hükümleri (md. 8) "yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayan temel hukuk kuralları" olduğuna göre "gerekçesiz mahkeme kararları" uygulamasına son verilmelidir.

İçtihat-Doktrin karmasının yarattığı "Hukuk Bilimindeki Ölümsüzlük" mahkemelerin verdigi sayısız kararlardan kökenli değildir. Hukuk biliminde, değerse, yaşayabilen, "gerekçe", diğer deyimle, yargıç denilen yüce kişinin "beyinsel güç ürünü"dür.

"Gerekçe göstermek görevi'nin bir özelliği de "Hak" olmasındandır. Yargıç, bu hakkından "formül-karar", "formül-tasdik" alışkanlığı veya baskısı ile vazgeçmeğe zorlanmamalıdır. Yargıç, insanca "Adalet"e katkıdan yoksun kılınamaz.

"Vicdani kanaat" gibi (esrarengiz) terimIer, kişiden kişiye değişik anlayışlar, "hiç bir kişiye imtiyaz tanınamaz" yolundaki Anayasal kurala (md. 12) aykırıdır. "Adalet" açısından toplumu ilgilendiren "kanı"lar değil, düşüncelerdir.

Diyelim ki bir kişiyi astık. Asılan için gerekçe anlamsızdır. Gerekçe, onu niçin astığımızı, gelecekte kanıtlamak içindir.

Mahkeme kararlarında gerekçe geçmiş için değil, gelecek içindir. "Hukukun üstünlüğü" hukukun geleceğine inanmaktan soyutlanamaz. Geleceğin dışında hiç bir şey ölümsüz değildir.

Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43