Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Efsaneler

Meşru Müdafaa Fikri Ölüm - Cezası

Faruk Erem'in Şiiri "ÇARESİZ"

Sinop

Papatya

Sağlık Köşesi

Faaliyetlerimiz

Çapraz Sorgu

Kaçak

İtalyan Hikayesi

Tarsus

Pastalar

Ön Kapak İçi

Arka Kapak İçi

Arka Kapak


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43
      olis memuru idi. Bir cezaevi kaçağını vurmuştu. Kaçağın cebinde bir tabanca bulundu. Namlusuna sürülmüş bir mermi ve şarjöründe dört fişek. Yalnız öldürülen kaçağın elindeki Smith & Wesson toplu tabancada ne mermi ne de boş kovan vardı. Savcı, polis memurunun zamanından evvel ateş ettiğini ileri sürüyor ve cezalandırılmasını istiyordu. Davasını almadan evvel bana olayı anlatmasını istedim.

-Kaatilin eşkalini vermişlerdi. Dikkatli olun, tehlikelidir demişlerdi. İhbar alınmış. Kaatil bizim bölgede görülmüştü. Bir kış gecesiydi. Devriye geziyordum. Rastladım, eşkali uyuyordu. Silahımı çekip, "Dur!" dedim. Bir el ateş etti. Kendimi köşe başındaki duvara, sipere attım. Bağırdım. Teslim ol yoksa vururum dedim. Bir duraklama oldu. Başından çıkardığı kasketi sokağın ilerisine attı ve kaskete ateş etti. Kasket yerinden oynadı. "Bak." dedi, "Keskin nişancıyım, kendini kolla." "Beni vurursan tekrar kaatil olursun." "Ne çıkar? Ben kaçmak için seni vuracağım, sen kanun adına beni vuracaksın. Arada fark var mı? Bırak gideyim. Senin çoluk çocuğun vardır elbette. Sana yazık olmasın." "Ya senin çoluk çocuğun yok mu? Ben seni öldürürsem onlara yazık değil mi? Onları sevmiyor musun?" dedim. Boğuk bir sesle cevap verdi. "Karım da vardı iki çocuğum da. Hele küçüğünü çok severdim. Üçünüde de öldürdüm. Zaten karım da bunu istemişti. Bizi kurtar artık demişti." "Peki neden öldürdün? Acımadın mı?" "Sen bunu anlamazsın. Sen hiç aç kaldın mı? Süründün mü?" "Kendini de öldürseydin ya!" "Toplu tabancayı başıma dayadım. Kurşunların hesabında yanılmışım. Patlamadı. Sonra beni yakaladılar." "Öyleyse niye kaçtın hapishaneden?" "Hapishanede insan kendini öldüremiyor ki."

Biraz duraklama oldu. Kaatil birşeyler yaptı. Anlayamadım. Birden fırladı. Karşıma dikildi. Toplu tabancasını çekti. Tak diye tetiğin düştüğünü duydum. Silah patlamadı. Toplunun horozunun tekrar kalktığını görür gibi oldum. Ateş ettim. Şöyle bir döndü. Yere düştü. Tekrar ateş eder korkusuyla üstüne atıldım. Üstünü aradım. Cebinden bir tabanca çıktı. Baktım. Namlusunda sürülmüş mermi vardı. Elindeki toplu tabancayı aldım. Namlusunu aşağıya kıvırdım. Baktım, boştu. Toplu tabancalarda mermilerin kapçıkları haznede kalır. Hazne boştu. Şaşırdım. Yere çömeldim. Başını dizime koydum.

"Neden bunu yaptın?" dedim. Mırıldandı. "Ben karımı, çocuklarımı öldürmüş sayılmam. Sen de beni öldürmüş sayılmazsın. Sağ ol. Ellerin dert görmesin." dedi. Başını hafifçe çevirdi. Soluğu kesildi.

Dava kısa sürdü. Polis memuru beraat etti. Duydum, meslekten ayrılmış. Şimdi başka iş tutuyor. Arada mektuplaşırız.

 P